Silhouette of young businessman pushing large stone uphill with copy space

İşletmenizin Karşısındaki En Büyük Engel Nedir?

KOBİ Lobi
Garenta Pro 7 Dakikalık Okuma

İyi bir girişimcilik fikri bulmak, güçlü bir şirkete sahip olmak ve en önemlisi bu şirketi ayakta tutabilmek… Başarılı bir girişimci olmak için izlemeniz beklenen bu üç temel adımın en zorlu kısmı, işletmenizi ayakta tutabilmek noktasında başlıyor. Peki, büyük emeklerle hayat bulan girişiminizi ayakta tutmanızı engelleyen temel faktör ya da faktörler neler olacak? Eğer engelleri bilirseniz, onları aşmanız çok daha kolay olacaktır değil mi? O halde hızlıca göz atalım.

 

Büyük Şirketlerle Rekabete Tutulmak

 

Henüz ilk adımlarınızı attığınız iş hayatında, iş geliştirme hedeflerinizi belirlemek ve fikrinizi sağlıklı bir şekilde hayata geçirmekle bir hayli meşgul olabilirsiniz. Bu süreci, hem işletmeniz hem de iş hayatınız için en iyi şekilde sürdürmek içinse temel kuralınız kendi yolunuzu izlemek olmalı. İşletmenizi, özellikle kurulduğu ilk dönemlerde daha köklü ya da farklı alandaki başarılı firmalarla karşılaştırmak zararınıza olacaktır. Her işletmenin kendi dinamikleri ve başarı hedefleri olmalıdır. Sizinle aynı kulvarda olsa dahi sizden daha önce iş hayatına adım atmış ve farklı dinamiklerle bugünlere ulaşmış şirketleri kendinize rakip almak yerine, onların gelişim stratejilerine göz atarak kendi yol haritanızı çizmeniz faydalı olacaktır. İşletmenize tanınmak ve sevilmek için zaman verin. Bunun için ihtiyacınız olacak zaman dilimi farklılık gösterecektir.

 

 

İletişimin Gücünü Küçümsemek

 

Yalnızca tüketicinizle değil; iş ortaklarınız ya da çalışanlarınızla olan iletişiminizin kuvvetli olması da iş hayatında başarılı olmak için büyük önem taşımakta. Bu nedenle ilk adımınız, tüketicinizle samimi bir iletişim kurmak ve yapmak istediklerinizle ilgili tüm heyecan ve tutkunuzu ortaya koymak. Onlarla “ürün” değil “hikaye” paylaşarak kalıcı ve sadık bir tüketici kitlesi kazanabilirsiniz. Bu anlamda onların ihtiyaçlarını doğru anlamanız ve doğru bir iletişim kanalı yakalamanız da önem taşıyor. Tüketicilerle ilgili çalışmanızın arka planında, işlerinizin planlı bir şekilde ilerlemesi ve aksamaması için şirket iç ilişkilerinizde de tıpkı tüketicilerde olduğu gibi samimi ve yapıcı bir dil oluşturmanız gerekiyor. Çalışanlarınız ile birlikte güven üzerine inşa ettiğiniz her bir adım, işletmenizi ihtiyacı olan noktaya daha hızlı taşıyacaktır. İletişimde üçüncü ve en önemli adımınız ise potansiyel iş ortaklarınız ile kuracağınız ilişkiler olmalı. Aktif projelere dönüşebilecek bu adımlar, girişiminizin geleceğinde büyük rol oynar. Bu nedenle, işletmenizi görünür kılmak için diğer çözüm ortaklarınızla bağlantıda kalmaya gayret edin ve iletişimin gücünü, bahsettiğimiz bu adımların hiçbirinde küçümsemeyin.

 

 

Büyüme ve Kalite Ekseni

 

Günden güne büyüyen bir şirket olmanız, hiçbir durum ya da koşulda hizmet ya da ürün kalitenizi düşürmek anlamına gelmemeli. Zaman içerisinde hızla büyüyen birçok işletme bu hataya düşer. Ancak unutulmamalıdır ki işletmenizi tüketici tarafından tercih sebebi haline getiren, onun güvenilirliği ve kalitesidir. Rakiplerinizin arasından sıyrılmanızı sağlayan bu minik ancak son derece önemli faktörü, iş hayatınızın hangi döneminde olursa olsun görmezden gelir ve daha az maliyet adına ondan vazgeçerseniz, aynı hızla başarınızdan da vazgeçmiş olabilirsiniz. İşletmenizi özel yapan dinamikleri iyi bir şekilde gözlemleyin ve bu dinamiklere sıkı sıkıya sarılın.

 

Özgüven Kaybı

 

Girişimcilikle ilgili en sık yaşanan problemlerden biri de özgüven kaybıdır. Çünkü hemen hemen tüm girişimciler çabalarının en hızlı ve olumlu şekilde sonuçlanmasını ister. Bu nedenle girişim fikirleriniz kadar, bu fikirleri canlı tutmak ve heyecanınızı hiç kaybetmemek de büyük önem taşıyor. Girişimcilik dünyasında yarım kalan birçok hikaye kimi zaman ikinci kimi zaman ise beşinci kez tekrarlanıyor ve ancak o zaman başarıya ulaşabiliyor. Hiç başarıya ulaşamama korkusunu bir kenara bırakırsak, tek seferde başarıya ulaşmayı beklemek de bir o kadar korkunç bir hayal kırıklığı yaratabilir. Ancak bu durum da beklentilerinizi düşürmeniz ya da özgüveninizi kaybetmeniz anlamına kesinlikle gelmemeli. Unutmayın; özgüven kaybının en büyük sebeplerinden biri fazla beklenti içerisine düşmektir. Gerçekçi olun; fakat imkansızı istemeyi de ihmal etmeyin tabii.

 

 

Duyguların Kontrolüne Kapılmak

 

İyi bir girişimci olmanın en temel kurallarından biri, duygu durumunuzu stabil tutabilmektir. Çünkü girişimcilik aynı zamanda iyi bir yönetici olabilmeyi ve farklı koşullara uyum sağlayabilmeyi gerektirir. Bu nedenle umutsuzluğa kapılmak, yalnız hissetmek ya da kişisel sorunlarınızı iş hayatına yansıtmak gibi tehlikeli adımlardan uzak durmaya gayret edin. İş yaşantınızı mümkün olan en yüksek seviyede ve kesinlikle kişisel yaşantınızdan ayrı tutun. Bu duruma iş ilişkilerinizi mutlaka dahil edin. Bu sayede ani olarak verdiğiniz, çoğunlukla duygusal kökenli olan bu kararların sonraki süreçte sizi zora sokmasını önleyebilirsiniz. Ancak profesyonellik elbette ki “duygusuz olmak” anlamına gelmiyor. Aradaki bu ince çizgiyi belirleyen yine siz olacaksınız.

 

Dijital Dünyayı Görmezden Gelmek

 

Hedeflediğiniz sektör hangisi olursa olsun, dijital dünya ile herhangi bir bağ kurmadan girişimcilik hikayenizi sürdürmeniz ne yazık ki artık pek mümkün değil. Üstelik burada söz konusu olan bağ, markanıza ya da şirketinize birer sosyal medya hesabı almakla sınırlı değil. Güncel ve sorunsuz çalışan bir web sitesi, yine ihtiyaç duyulan mecralarda aktif sosyal medya hesapları ve tüketiciyle güncel olarak iletişim sağlanması gibi adımlar, bu bağın temellerini oluşturmakta. Geriye kalan kısmı ise tamamen markanızın ya da şirketinizin ihtiyacı sonucunda şekillenecektir. Dijital dünyanın derinliklerinde sizinle buluşmayı bekleyen yeni fikirler ve potansiyel müşterileriniz ile tanışmak içi sabırsızlanıyorsanız, bir an önce bu hızlı dünyaya adım atmalısınız.

 

YORUM YAP