Filo Kiralamanın Kısa Tarihi

Filo Yönetimi
Garenta Pro 3 Dakikalık Okuma

İlk seri üretim otomobille tanışıklığımız 1908 yılına dayanıyor. Otomobil tarihinin en başarılı otomobillerinden biri olarak ün salan Ford T, hepimizin yaşamında yeni bir çağ açmış oldu. Bizi birbirimize yaklaştıran ve daha önce keşfetme şansımızın hiç olmadığı yerlere ulaşmamızı olanak tanıyan otomobiller, diğer sektörlerin de gelişimini sağladı ve dünya popülasyonunun %5’ine istihdam sağlamış oldu. İş hayatında da olmazsa olmaz hale gelen mobilite, yıllar içerisinde nasıl dev bir sektöre dönüştü?

 

Bireysel Araçlardan, Şirket Filolarına

 

İlk üretilen arabalar yalnızca insanları taşımak amaçlı kullanılsa da, zaman içerisinde taşıtlarla birlikte ürünlerin de taşınabileceği fikri yaygınlaştı. O dönemlerde otomobil üretmek fazla “teknolojik” ve dolayısıyla maliyetli bir eylemdi ve bunu göze alan şirketlerin sayısı da pek fazla sayılmazdı. İşte bu noktada devreye araç kiralama kavramı girdi. 1918 yılında, otomobil üretim maliyetini minimuma düşürmek amacıyla gerçekleştirilen ilk araç kiralamanın ardından, büyük bir hızla popülerleşerek 30 ve 40’lı yıllarda yerini filo kiralamaya bırakmış oldu. Otomobil sipariş ederek büyük paralar ödemekten geri duran firmalar, zamanla şirketlerinin ihtiyaç duyduğu tüm taşıma ve ulaşım süreçlerini kiraladıkları filolara emanet etmiş oldular. Ancak bu dönemde filo kiralama masrafları, sigorta, bakım vb. ek maliyetleri içermemekteydi. Filo kiralama pazarının hızlı büyümesini göz ardı etmeyen şirketler, artık yalnızca ulaşımı hedefleyen filolarla yetinmeyip, aynı zamanda seyahat risklerini minimize eden ve şirketlere kazanç sağlayacak modern araç filolarını sundular.

 

Bugün Bildiğimiz Gibi: Şirket Filoları

 

Tüketim çağına müdahil tüm endüstriler, ihtiyaçlara yönelik hazırlanmış ve farklı seçenekler sunan servislere asla kayıtsız kalamaz. Filo kiralama sektöründe ise daha güvenli, makul fiyatlı ve kapsamlı çözümler sunulduğunu gördük. Araç kiralama ile başlayan ve neticede şirket sahibinin gözü kapalı bir şekilde emanet edebileceği bir güce evrilen bu büyük dönüşümle birlikte; araç bakımı, yakıt tüketim kontrolü ve araç takibi gibi servislerle büyük ve iş bitirici birer servis paketi haline gelmiş oldu. Özellikle 50’li yıllardan sonra adım adım araç kokpitlerinde kendine yer edinen araç takip sistem ve teknolojileri bu paketin gücünü yeni bir seviyeye taşıdı. Artık bu sistemler sayesinde, yalnızca araçların takip ve kontrolü değil, filo yönetimini etkin hale getiren her bir detayın yer alması sağlanarak, iş akışı yöneticiler lehinde kontrol altına alınıyor. Çalışanların ne kadar süre ile araçları kullandığı, hangi amaçla ne kadar ve nasıl seyahat ettikleri vb. detaylar, yöneticilere iş akışı ve planlaması ile ilgili genel bir çerçeve sunuyor. Dijitalleşen dünyanın etkileri ile birlikte, filo yönetiminin de yeni bir döneme girmesi bekleniyor. Özellikle sürücüsüz yani otonom araçların yaygınlaşması ile birlikte, hem zamandan tasarruf edilen hem de yol güvenliği  tarafında “gözü kapalı” hareket edebilme rahatlığını sunmayı ön görüyor.

 

YORUM YAP