steve-jobs

En Başarılı Girişimciler: Steve Jobs

KOBİ Lobi
Garenta Pro 6 Dakikalık Okuma

Bildiğiniz üzere Amerika Birleşik Devletleri’nin Kaliforniya eyaleti, günümüz teknoloji sektörünün beyni olarak kabul ediliyor. Google, Facebook, WhatsApp, Apple, Oracle, Twitter ve Tesla gibi oldukça güçlü markaların doğduğu bu topraklarda, elbette ki girişim kavramı da başka bir tanımı işaret ediyor. Okullarını yarım bırakan, disiplin problemleri yaşayan ya da “modern” eğitim sistemine adapte olamayan Elon Musk, Jack Dorsey, Mark Zuckerberg, Steve Jobs gibi isimlerin, aynı topraklarda iyi bir girişimci olmak noktasında buluşmalarını sağlayan temel fikir ise para kazanmak yerine dünyayı değiştirecek ideallere odaklanmaktı. Ancak aksilikler onların peşini hiç bırakmadı ve belki de onları girişimci olma yolunda kamçılayan da bu zorluklar oldu.

 

Bugün adını neredeyse her gün duyduğumuz, kurduğu marka çatısı altında geliştirilen ürünleri hayatımızın her alanında kullandığımız Steve Jobs’un üzücü ancak bir o kadar ilham verici hikayesi de bu anlamda incelemeye değer. Hazırsanız, Apple’ın kurucusu ve belki de çağımızın en büyük girişimcilerinden Steve Jobs’un servetine uzanan uzun ve bir o kadar zorlu yola tanık oluyoruz.

 

Steve Jobs ve Apple’ın Kuruluş Hikayesi

 

1955 yılında doğan Steve Jobs, evlatlık verildiği aile tarafından Kaliforniya’da büyütüldü. Lise öğrenimi gördüğü sırada ünlü bilişim markası HP’nin tesislerindeki derslere katılmaya başlamıştı. Dersler sırasında ise Apple’ı beraber kuracağı Steve Wozniak ile tanıştı ve ikili 70’li yıllarda telefon kulübelerini ücretsiz olarak kullanabilmenize olanak tanıyan “Blue Box” adlı projeye imza attı. Üniversite eğitimini, sıkıcı bulduğu dersler ve ailesinin maddi yetersizliğini fark etmesi nedeniyle yarım bırakan Jobs, 21 yaşında Wozniak ile beraber Apple’ı hayata geçirdi. Böylece Apple’ın kuruluş tarihi 1976 olarak takvimlere işlenmiş oldu. 1970’ler ve 80’li yıllarda bankalar, bilgisayar şirketleri ve yatırımcılar insanların kişisel bilgisayara ihtiyaç duymayacağını düşünüyordu. Ancak Jobs ve Wozniak’ın düşünceleri biraz farklıydı ve ikili neredeyse tüm kişisel eşyalarını satarak Apple I adlı bilgisayar setini üretmeye karar verdi.

 

Kaynak

 

Güle Güle Jobs

 

İlk seride başarısızlık yaşasalar da pes etmeyen ikili, 1977’de piyasaya sürdükleri Apple II ile ev piyasasında sağlam bir yer elde etti. Apple II piyasaya sürüldükten üç yıl sonra şirketin satışları yüzde 700 artarak 139 milyon dolara yükseldi. 1980 yılında ise Apple Computer halka açık bir şirket haline geldi ve borsadaki ilk senesi dolduğunda piyasa fiyatı 1.2 milyar doları bulmuştu bile. Bilgisayarları daha küçük, daha ucuz ve erişilebilir bir forma getirerek bilgisayar endüstrisinde bir devrim yaratan ikilinin teknolojik beyni Wozniak iken, pazarlama beyni Jobs’tu. Şirketin yönetimini Pepsi-Cola’nın pazarlama uzmanı John Sculley’e emanet eden Jobs, bu adımından sonra gitgide şirketten uzaklaştırılacak ve nihayetinde kovulacaktı. Bunda, kimi Apple ürünlerinde art arda yaşanan üretim hataları ve BM/PC’nin baskın geldiği iş dünyası etkili oldu. Sculley, Jobs’un Apple’a zarar verdiğine inanıyordu ve şirketin yöneticileri Jobs’ı yavaş yavaş devre dışı bırakmaya başladı, ta ki Jobs tamamen ayrılana kadar.

 

 

Sürpriz Başlangıçlar

 

1985’te Apple terk ederek NeXT adlı yeni bir yazılım/donanım şirketi kuran Jobs, sonraki sene bugün Pixar olarak tanıdığımız Animation Studios’u satın aldı. Büyük başarılara imza atan stüdyo, 2006 senesinde Walt Disney ile birleşti ve Jobs şirketin en büyük hissedarı haline geldi. Jobs’un diğer şirketi NeXT ise kendi ürettiği işletim sistemine odaklandığından piyasada zorlukla tutunuyordu. Diğer tarafta, kullanımı önceki modellere göre daha kolay olan Windows 95’in piyasaya sürülmesiyle rekabette iyice zorlanmaya başlayan Apple, parça sıkıntısı çekiyor ve müşterilerin ne istediğini tahmin etmekte zorlanıyordu. Çözüm olarak ise Jobs’un şirketi NeXT’i 430 milyon dolara satın aldı ve şirketin yazılımlarını kullanmaya karar verdi. Bu hamleyle Jobs da yıllık 1 dolar maaş alacağı gönüllü pozisyonunda şirkete dönmüş oldu. 70’li yıllarda gösterdiği başarıyı 90’lı yıllara taşıyan Jobs, 1997’de geçici olarak CEO pozisyonuna getirildiğinde, işler yine tersine gitmeye başlamıştı. Ta ki renkli iMac masaüstü bilgisayarlar piyasada devrim yaratana kadar. 2000’de unvanının başındaki “geçici” kelimesi kaldırılan ve yeniden Apple’ın CEO’su haline getirilen Jobs, Apple’ın birbiri ardına gelen yenilikçi ürünlerini ve durdurulamaz yükselişini körükledi. iMac ile başlayan başarı dalgası, iPod, iTunes ve son olarak iPhone ile devam etti. Jobs, 2003’te yakalandığı kansere 2011’de yenik düştü. Tedavi sürecine girene dek ise teknoloji dünyasına Macbook Pro ve Air, iPad gibi birçok yeni ürün kazandırmayı ihmal etmedi.

 

Steve Jobs Olmak

 

Bugün Steve Jobs’u tanımamızı sağlayan en büyük özelliği, daima fikirlerinin peşinden gitmesi oldu. Gençlik yıllarında tutkuyla bağlandığı hippi kültürü, onu sade tasarımlara itti ve herkesin kullanabileceği ürünler hayal etmesine yardımcı oldu. Apple’ın ilk ürünlerinde izini sürdüğü bu yol, sonraki üretimlerinde de markanın kılavuzu haline geldi. Ne denli yüksek teknolojiye sahip olursa olsun, markanın ürünleri sadelik ilkesinden asla ödün vermedi. Bu da onu, dünyanın en başarılı marklarından biri haline getirdi. Hayal kırıklarından yeniden inşa ettiği hayatını fikirlerine adayan Jobs’u tanımak ve anlamak için sözlerine kulak vermek yeterli: “Dünyayı değiştirenler ancak bunu yapabileceklerini düşünecek kadar çılgın olan insanlardır.”

 

YORUM YAP