jaguar-xk120-

Efsaneler Ölmez: Döneminin En Ünlü Otomobilleri

Yol Arkadaşı
Garenta Pro 8 Dakikalık Okuma

Klasik otomobillerin kimilerini filmlerden, kimilerini ünlü koleksiyonlardan, kimilerini ise asla unutamadığımız reklam afişlerinden hatırlıyoruz. Peki, onları hafızamıza kazıyan yalnızca marka ya da modelleri mi? Yoksa her biri için neredeyse kusursuz olarak düşünülmüş ince tasarım detayları mı? Belki de bunu anlamak için en doğru yöntem, onları yakından tanımak olacaktır. Şimdi otomobil tarihinin en unutulmaz dönemlerine ışık tutan araba modellerine göz atmak üzere yola çıkıyoruz. Rotamız 30’lu yıllardan başlayacak ve 90’lı yıllara uzanacak. Evet, yolumuz uzun ancak yolculuğumuzun oldukça keyifli geçeceğini biliyoruz.

 

Nefes Kesen Klasikler: 30’lar

 Bugatti-Type-57-SC-Atlantic-Coupe

Kaynak

 

Amerika’nın “Büyük Buhran”nın üzerine gölge düşüremediği birçok göz alıcı model, 30’lu yıllarda alıcısıyla buluşmuştu. Tasarımcılar, buhranın etkisine karşılık bugün bile oldukça ikonik oldukları düşünülen birçok yeni tasarım ortaya koymakta bir sakınca görmemişti. Bu dönemin araba tasarımlarında dikkat çeken detay ise dev motorları taşıyan uzun mu uzun ön gövde ve geride gittikçe küçülen kabinler. 30’lar dendiğinde şüphesiz ki akla ilk gelen modeller, günümüzde dünyada yalnızca 8 adet bulunan 1931 yapımı  Duesenberg Model J Tourster ve dönemin popüler Art Deco akımından etkilenen ve tasarımıyla dikkat çeken Bugatti Type 57SC. Gözlerinizi televizyon ekranına ya da beyaz perdeye çevirmeye karar verirseniz de, canlı kırmızısıyla gözleri deyim yerindeyse üzerine hapseden Mercedes 500K Roadster ile karşılaşmanız mümkün.

 

Yollarda Dans: 40’lı Yıllar

 

 Pontiac Chieftain

Kaynak

 

İyiden iyiye “ısınmaya” başlayan otomotiv endüstrisi, 40’lı yıllarda hemen hemen her marka için altın çağ sayılabilir. Farklı boyutlarda ve en önemlisi oldukça radikal renklerde karşımıza çıkan 40’lı yıllara ait modellerin kimi 30’ların tozunu üzerinden atamasa da, bir o kadarı da daha çevik olmak adına küçük boyutlarda tasarlanmış. Listeye nereden başlayacağımızı pek kestiremiyoruz; çünkü modellerin neredeyse hepsi oldukça ikonik. Öncelikle radikal tasarımlardan başlamak gerekirse, dünyanın en nefes kesici otomobillerinden biri olan The Cadillac 62 serisi ve ısıtmalı koltuklarıyla çığır açan Pontiac Chieftain ilk konuklarımız olabilir. 30’lu yılların klasik bayrağını sevinçle taşıyan Jaguar XK120’in yanı sıra, küçük boyutlu modellerin başında gelen Citroen 2CV, Morris Minor Convertible ve The Peugeot 203 anmaktan mutluluk duyduğumuz diğer arabalardan.

 

Lüks Odağımızda: 50’lı Yıllar

 

Kaynak

 

Zaman geçtikçe lükse ve detaylara olan bağımlılığın arttığı otomotiv dünyası, 50’li yıllarda da “Performans araçları mı yoksa klasik araçların zarafeti mi?” tartışmasına sahne oluyordu. Ancak sonuçlar 40’lı yıllardan pek farklı olmadı ve her iki taraf da elinden geleni ardına koymayarak göz alıcı modeller üretmeye devam etti. Dönemin önde gelen modellerinden 2 kapılı cabrio gövdeye sahip Ford Thunderbird ve onun en büyük rakibi Chevrolet Corvette, V8 motor ve şık tasarımlarıyla dikkat çekiyordu. Klasik çizgisini koruyan Jaguar XK ise bildiğinden şaşmasa da, Mercedes adeta gelecekten gelmiş gibi görünen 300SL ile ilk bakışta diğer modeller arasından sıyrılmayı başardı.

 

Özgürlük Yollarda: 60’lı Yıllar

 

jaguar-e-type

Kaynak

 

Lüks otomobillerin yerini spor arabalara bıraktığı, yolculuğun seyahat etmekten çok bir kültüre dönüştüğü bu yıllar yine oldukça radikal modellerin doğduğu bir döneme işaret ediyor. Yine performans araçlarının ön planda olduğu bu dönemin önde gelen modeli Dodge Charger, farlarını içine gizlediği kapkara ızgarası ve zarif gövdesiyle performansına dair büyük sinyaller veriyordu. Klasik çizgisini yavaş yavaş bırakmaya hazırlanan Jaguar E-Type, yalnızca bu dönemin değil; hem otomobil hem de Jaguar tarihinin en ikonik otomobilini yaratmış oldu. E-Type ile yükselen cabrio çıtası, Shelby Cobra ile yakalanmaya çalışılsa da, Ford GT40, Ferrari 250 GTO, Lamborghini Miura ve Porsche 911 gibi performans harikaları da kendi içlerinde büyük bir yarış içerisindeydi. “Bir aile otomobilinden fazlası” sloganıyla üretilen ve kadınları hedefleyen Mustang, aynı zamanda performans araçlarıyla da yarışabilir konumdaydı.

 

Renklenme Zamanı: 70’li Yıllar

 

Ferrari_Dino-246-GT_STRADA

Kaynak

 

Gittikçe geometrikleşen çizgiler, güçlenen performans ve canlılık kazanan renkler… 70’li yılların enerjisini yollara taşıyan modeller, ağırlıklı olarak yarış arabalarından esinlenilerek üretilmişti ve keskin hatlara sahipti. Diğer yandan otomobil üreticileri için zorlu olan bu dönemde, farklı emisyon standartları belirlenmiş ve benzin ambargoları baş göstermişti. Ancak bu, efsanevi otomobillerin üretimini engelleyemeye yetmedi. Fiyatlarla birlikte yükselen tasarım kriterleri, Ferrari Dino 246 GT, Lamborghini Countach, Lotus Esprit ve Iso Grifo gibi ilk bakışta hızla fark edilebilecek modeller ortaya çıkardı. Diğer yandan BMW 3.0 CSL, Alpine-Renault A110 ve Mercedes-Benz SLC gibi görünüşte daha az radikal modeller de yüksek satış rakamları yakalamayı ve unutulmaz arabalar listesine adlarını yazmayı başardı.

 

Geleceğe Dönüş: 80’li Yıllar

 

DeLorean-DMC-12

Kaynak

 

80’ler dendiğinde aklınıza gelecek ilk modelle ilgili hemfikiriz: Yukarı doğru açılan kapıları ve kararlı performansının mimarı 2.8 V8 motoruyla DeLorean DMC-12. Ancak elbette ki listemiz bu popüler modelle sınırlı değil. F40’ın mimarı Ferrari 288 GTO, ülkemizde Mercedes’i adeta yeniden inşa eden Mercedes-Benz 190E, ideal bir aile otomobili Audi 100 ve Nissan ailesinin önemli üyelerinden Nissan Maxima bu oldukça uzun listenin öne çıkan modelleri olarak kabul edilebilir. Bu listede, yine 80’lerin unutulmaz tasarımlarından, üstü açık bir model olan Mazda RX-7’den de söz etmek gerekiyor. Sürücüsüne adeta göz kırpan far kapakları, hem siyah hem de kırmızı renkte aynı asalette bir görünüm sunan tasarımıyla bu modeli, 80’lerden ayrı düşünmek neredeyse imkansız.

Milenyuma 10 Kala: 90’lı Yıllar

 

Land-Rover-Discovery

Kaynak

 

70’li yılların deneysel çizgilerini ve 80’li yılların konforunu tamamen olmasa da bir kenara bırakmak isteyen tasarımcılar, 90’lı yıllarda kıvrımlı hatlara geri dönmeyi tercih etti. Diğer yandan adı gittikçe daha çok duyulmaya başlayan elektrikli araçların da etkisiyle otomotiv sektöründe yeni bir döneme adım atan üreticiler çeşitliliğe yöneldi. 90’lı yıllarda doğan modellerin büyük bir kısmı, yine aileyi hedefleyen ancak boyut olarak bu hedefi karşılamıyordu. Ancak bu modeller aynı zamanda günümüzde hala aktif olarak kullanılan birçok modelin de atası. Opel Corsa, Peugeot 306, Renault Clio, BMW 3 Serisi, Honda Civic, Ford Focus, Mercedes-Benz C-Class, Land Rover Discovery ve  Volkswagen Golf bunlardan yalnızca bazıları.Teknik anlamda büyük adımlar atılmasa da, 90’lı yıllarda üretilen modellerin neredeyse tamamı, gelecek nesillerin otomobillerine özellikle tasarım anlamında fikir verecek temel taşları inşa etmiş oldu.

 

YORUM YAP