C

Derin Bir Tutku: Mercedes

Yakın Markaj
Garenta Pro 4 Dakikalık Okuma

Ürettiği otomobillere derin bir tutkuyla bağlı olan tüccar Emill Jelinek, kısa süre içerisinde bu tutkuyu tüm dünya ile paylaşmaya karar verdi. 1899 yılında satın aldığı, 23 beygir gücünde bir motora sahip Daimler marka yarış otomobiline büyük kızı Mercedes’in adını veren Jelinek, bu otomobil ile Nice’te katıldığı ilk yarışta birinci oldu.

 

mercedes-benzin-tarihiKaynak


Bu başarısının ardından ise Daimler fabrikasına 36 otomobil siparişi daha verdi ve bu araçların da “Mercedes” adını taşıması şartını koştu. Aristokrasi ile olan güçlü bağlarının yanı sıra Jelinek’in yarışlarda elde ettiği başarılar, Daimler tarafından da büyük saygıyla karşılandı ve marka 1901 yılından itibaren ürettiği araçları “Mercedes” olarak adlandırmaya karar verdi. 1902 yılından sonra ise bu çatı altında tutkuyla hayat bulan tüm otomobiller aynı isimle anılmaya başlandı. 1926 yılına gelindiğinde, Karl Benz ve Gottlieb Daimler’e ait şirketler bir araya geldi ve marka bugün bilinen “Mercedes-Benz” imzasına kavuşmuş oldu.

 

İlklerin Peşinde

 

mercedes-benz-tarihiKaynak


Daimler-Motoren-Gesellschaft tarafından pazara sürüldüğü 1901 yılından bu yana, lüks ve performansı bir araya getiren Mercedes otomobiller, daima ilklerin peşinde oldu. Öyle ki,1886’da ürettiği ilk modeller, döneminin petrol ile çalışan ilk otomobilleri olarak kabul ediliyordu. Binek otomobillerin ardından, hafif ticari araç, kamyon, toplu taşıma araçları ve yolcu otobüsleri gibi birbirinden çok farklı tarzda modeller ile kapsamını yıllar içerisinde genişletmeye devam eden Mercedes-Benz, 30’lu yıllarda yine dönemin ilklerinden biri olan Mercedes-Benz 770 modelini piyasaya sürdü. Bu model, “birinci sınıf” zarafet, konfor ve derin mühendisliği, yaşanabilir bir deneyim haline getirdi. Ürettiği araçlar hangi amaca hizmet ederse etsin, Mercedes-Benz daima teknolojik donanımı önceliği haline getirdi. Üstelik teknoloji sevgisi yalnızca donanımla sınırlı kalmadı. Özellikle sürüş ve araç güvenliği konularında kendinden sonraki birçok modele öncü olmayı da başardı. 

 

“Ya En İyisi ya da Hiçbiri”

 

mercedesKaynak


Bir otomobil markasının sahip olabileceği belki de en güçlü, bir o kadar da iddialı bu mottoyu benimsemek kadar pratiğe dökmek de Mercedes-Benz için dönüm noktalarından biri sayılabilir. Bu motto akıllara her ne kadar teknolojik donanıma yönelik gücü getirse de kullanıcı dostu tasarımlar ve doğa dostu çözümler de markanın öncelikleri arasındaydı. Alternatif yakıt akımını başlatarak, bu konuda da ilklerden biri olan Mercedes-Benz;  BlueZERO’yu yarattı. İlk olarak 2009 yılında Detroit Otomobil Fuarı’nda tanıtılan Mercedes-Benz BlueZERO; yarı elektrik yarı benzinle çalışan hibrid-elektrik otomobiller, tamamen elektrikle çalışan otomobiller ve hidrojen ile çalışan otomobillerin yer aldığı bir alt marka olarak konumlandı. Yakıt kaynaklarının farklılığına karşın; her 3 model de, herhangi bir iklime ya da fiziksel şarta bağlı kalmaksızın aynı performansı gösterecek şekilde tasarlandı.

 

Dünden Bugüne, Birinci Sınıf



mercedes-benzKaynak


Mercedes-Benz, teknik donamının ötesinde, ürettiği tüm otomotivlerde görülen, marka mirasına sadık kıvrımlı çizgileriyle, sade ve şıklığı da bir arada muhafaza etmeye devam etti. Hem mükemmeli istemek, hem de öncü olmak kazanılması oldukça güç bir başarı. Mercedes-Benz içinse bu, yalnızca bir kez değil, birçok kez kazanılabilecek ve kazandıkça daha değerli hale bir başarıydı.  Farklı ihtiyaçlar doğrultusunda üretilen ve tüm detaylarında kendini hissettiren modelleriyle Mercedes-Benz, bugün “birinci sınıf” konfor arayanların “birinci sınıf” otomobili olmaya devam ediyor.

 

YORUM YAP