fordun-hikayesi

En Başarılı Girişimciler: Henry Ford

KOBİ Lobi
Garenta Pro 5 Dakikalık Okuma

Daha önce hiç düşünülmemiş bir fikri keşfedebilir ve hızlıca dünyanın en zengin şirketlerinden birinin sahibi haline gelebilirsiniz. Ancak girişimcilik, yalnızca başarı ya da unvan hedeflerini taşımaz. Çünkü tarih sayfaları, bu zengin şirketlerden ziyade; dönemini bir adım ileriye taşıyan ya da gündelik hayata yeni bir bakış açısı getiren, yenilikçi fikirleri ağırlar. İlham verici fikirlerin ardındaki ilham verici hayatlar ise tıpkı bu fikirler gibi zamansız hale gelir. Peki bu fikirlere ulaşmak gerçekten bu kadar zor mu? İyi bir girişimci olmakla yetinmeyen ve daha yükseği hedefleyen isimleri bizlerden farklılaştıran nedir? Bu sorunun cevabını ararken, ilk ele alacağımız hikaye bir endüstriyi kökten yaratarak dünyanın en büyük firmalarından birini yaratmayı başaran Henry Ford ile başlayacağız…

 

Kaynak 

 

Henry Ford Kimdir?

 

Tahmin edeceğiniz üzere Henry Ford’un hayatı oldukça zorlu bir şekilde başladı. 12 yaşında annesini kaybeden Ford’un babası çiftçi ve annesi ev hanımıydı. Oldukça mütevazi bir hayat yaşayan Ford makineler ile iç içe büyüdü, her ne kadar çiftlik makineleriyle ilgilense de çiftlik işi pek ona göre değildi. Kendi başına kurduğu bir mekanik atölyesinde vakit geçirmeye başlayan Ford, burada 15 yaşındayken ilk buharlı makinesini yaptı. 1882’de Michigan’ın güneyinde buharlı makine montörü olarak ilk kez tam zamanlı bir işe girmiş oldu. Ford’un başarılarına kayıtsız kalamayan Edison Illuminating Company onu mühendis olarak işe aldı. Ford diğer yandan üretimlerine devam ediyordu.

İlk tek silindirli benzin motorunu kendi evinin mutfağında üreten girişimci, daha sonra bisiklet tekerleklerini bir şasiye monte etti ve bu düzeneğe bir motor takarak ilk kez kendi otomobilini üretmiş oldu. Ford’un “dört tekerlekli” özel tasarımı Edison Company tarafından teste tabii tutuldu. Emekleme aşamasındaki bu icadı  sonraki mühendislik yıllarında tasarladığı motorlu taşıtların temelini oluşturdu.

 

ford-t-modeli

Kaynak

 

Risk Almaya Değer mi?

 

Bu cesaret isteyen girişimlerinin ardından, yine cesaretli ancak daha büyük bir adım atarak kendi şirketi Detroit Automobile Company’yi kuran Ford, 1,5 yıl içerisinde iflas etti. Ancak tüm bu olumsuzluklara rağmen, maaşlı işine dönmek yerine tekrar denemeyi seçti ve % 25,5 oranında ortak olduğu Ford Motor Company’yi kurdu. Bu kez cesareti meyvelerini verdi ve Ford, şirketini kurduğu aynı yıl içerisinde ABD’de otomobil satışına başladı, daha sonra ise diğer kıtalara üretim yapmaya başladı. Fabrikanın kurulduğu yıl, Ford’un adeta altın yılı oldu, yine bu yıl içerisinde ürettiği 999 isimli yarış arabası dünya rekoru kırdı. Çünkü Ford, aynı dönemde üretilen otomobillerin aksine, herkesin rahatlıkla kullanabileceği, uygun fiyatlı otomobiller üretiyordu. Onu diğer girişimcilerden ayıran, yalnızca satışa çıkardığı araçlarla değil; çalışma sistemi ve üretim biçimi oldu. Daha düşük maliyetli üretim ile daha yüksek satış sayılarına ulaşabileceği fikrinin yanı sıra, işçilerin daha az sürelerle çalışması ve daha yüksek ücretler almasını destekledi. Henry Ford’un bu yenilikçi icatlarından hareketle Ford Sistemi olarak da adlandırılan yürüyen bant sistemine geçiş yapıldı, artık işçilerin yer değiştirmesine gerek kalmadan, otomobiller bant düzeneği üzerinden ilerleyerek onların önüne gelecekti. Sanayi dünyasında bir dönüm noktası olarak kabul edilen bu sistem, sonraları başka şirketler tarafından da kullanıldı.

 

Daha önce I. Dünya Savaşı’nda yaptığı gibi, II. Dünya Savaşı döneminde de işletmesini tamamen savaş üretimine göre uyarlayan Ford Motor Company savaş malzemesi teslimatında en büyük şirketlerden biri haline geldi. Ancak Ford,  barışın güvence altına alınmasını hedefleyen bir vakıf olan Ford Foundation’ı kurarak, asıl odağının yenilikçi mirasını bir adım öteye taşımak olduğunu bir kez daha göstermiş oldu. Bugün hala onun adını anıyorsak ve onun girişimi günümüzde de yeni girişimlerin sahne almasını sağlıyorsa; bu yalnızca Ford gibi öngörüye sahip cesur girişimcilerin asla hedeflerinden şaşmamaları sayesinde gerçekleşti. Tıpkı Henry Ford’un da dediği gibi:  “ Başarısızlık, daha zekice başlama fırsatından başka bir şey değildir.”

 

YORUM YAP